Bir
daha böyle sevilmeyecekti…bunu biliyordu... kabullenemese de içinde
hissediyordu…O dar sokaktan gelen, başı yana eğik, heybetli, salınarak yürüyen çocuk…İlk gördüğünde içinde kıpırdayan duyguların yıllarca
aynı kalacağını hatta artarak ızdıraba dönüşeceğini bilemezdi ki…
O çekingen
çocuğun da kendisini sevdiğini hem de çok sevdiğini yıllar sonra öğrenecekti. O
gözlere her baktığında hissettiği o heyecan yıllar sonra fotoğrafına bile
baktığında bile onu bırakmayacaktı. Ama o zamanlar bunu da bilmiyordu. Yıllar
önce elinden kaçırdığı fırsatın yıllar sonra karşısına çıkacağını ve yine saçma
sapan bir sebepten elinden bu kez sonsuza dek kaçıracağını da bilmiyordu.
Halbuki aradan geçen onca yıldan sonra onu ilk kez gördüğünde nasıl da eli
ayağına karışmış, kalbi yerinden çıkacak gibi olmuştu. Sakin sakin sohbet
ederken içinden taşan heyecanı nasıl da bastırmıştı. Bir umut üstü kapalı
verdiği sinyali aldığını, geri dönüş yaptığında duyduğu mutluluğu hala
düşündükçe gülümseme otururdu yüzüne. Sonra dinleyenlere sıradan gelen ama
sadece onlara anlamlı gelen karşılıklı şarkılar göndermeleri, kaybettikleri
zamanı telafi edercesine yapılan uzun telefon konuşmaları… yeniden gençliklerine
dönmüşlerdi. Geride bıraktıkları yaşamlarında bitmiş evlilikleri, yıllarca
içlerinde biriken sevdaları, özlemleri…konuşulacak ne çok şey vardı meğer…
Sonrasında hayatın sorumlulukları…gereksiz alınganlıklar…söylenen yalanlar…ve
araya giren yollar…işler…hayat…ve yeniden kaybediş. Hep bir umut vardı aslında
içinde; onsuz hayat düşünemeyen, hep onu isteyen, bekleyen adam gitmiş
olamazdı. O kadar büyük bir yalan söylemezdi, illa ki gelirdi az naz yapıyordu
sadece…öyle olmalıydı... en azından o öyle beklemişti. Sonra o fotoğrafı gördü.
Yok, kesin kötü bir şakaydı. Sadece naz yapmış olması, yaptığı nazı görmesi,
gelmesi, yine ona dönmesi gerekiyordu. Ama hayır…gitmişti…artık başkasının
gözlerine bakıyordu, bakacaktı. Sonra…sonra acılarını sardı, yoluna devam etti. "Zaten olmazdı, zaten öyle yapan birisi ile olamazdı ki…" dedi ve yaşamaya
başladı. Ta ki çocuğu olduğunu görünceye kadar unuttuğu yalanı ile yaşadı. Ama
o çocuk…içinin cız edip, son umudun kırılışının kulakları sağır eden sesi…Meğer
içindeki umut bir yerde saklanıyormuş, bir belkiye sığınıyormuş.
Sonra yine
avuttu kendini kendince. Yeni insanlar girdi hayatına, ilişkileri oldu. Ama bir
gün dinlediği bir şarkı aldı onu taa geçmişe savurdu. Eski güzel anılara,
yaşanılan tatlı heyecanlara… Ve acı gerçek ile yüzleşti. Bu zamana kadar hiç
kimseyi onun kadar sevmemişti…her şarkıda hala onu hatırlıyordu…Birbirleri için
dinledikleri şarkılar hala onu getiriyordu aklına. Başka şarkıları da olmuştu başka
insanlarla ama şimdi o şarkılar sıradanlaşırken bu şarkılar aynı hatta daha da
etkili duruyordu karşısında. Her dinleyişi ızdırap veriyordu, uzaklara
dalıyordu. Görenler içindeki yası görmeyip sadece melankolik hüzne eşlik
ediyordu. Kimseler bilmiyordu, saklısıydı, gizlisiydi…öyle ki kendisinden bile
gizlediğiydi. Ve evet biliyordu ki ne birisi onu öyle sevecekti…ne de o
başkasını aynı sevgiyi duyacaktı. Sevecekti
elbet ama öylesi olmayacaktı sevgisi, hiçbir zaman… Ve bunu bu kez O’ da
bilmeyecekti.
3 Mayıs 2021
/ 04:10
Ve
şimdi...
sevgiler
değişir, dönüşür... 2021/Ekim