26 Ekim 2021 Salı

O’NSUZ O’NA DAİR

 


    Bir daha böyle sevilmeyecekti…bunu biliyordu... kabullenemese de içinde hissediyordu…O dar sokaktan gelen, başı yana eğik, heybetli, salınarak yürüyen çocuk…İlk gördüğünde içinde kıpırdayan duyguların yıllarca aynı kalacağını hatta artarak ızdıraba dönüşeceğini bilemezdi ki…

    O çekingen çocuğun da kendisini sevdiğini hem de çok sevdiğini yıllar sonra öğrenecekti. O gözlere her baktığında hissettiği o heyecan yıllar sonra fotoğrafına bile baktığında bile onu bırakmayacaktı. Ama o zamanlar bunu da bilmiyordu. Yıllar önce elinden kaçırdığı fırsatın yıllar sonra karşısına çıkacağını ve yine saçma sapan bir sebepten elinden bu kez sonsuza dek kaçıracağını da bilmiyordu. Halbuki aradan geçen onca yıldan sonra onu ilk kez gördüğünde nasıl da eli ayağına karışmış, kalbi yerinden çıkacak gibi olmuştu. Sakin sakin sohbet ederken içinden taşan heyecanı nasıl da bastırmıştı. Bir umut üstü kapalı verdiği sinyali aldığını, geri dönüş yaptığında duyduğu mutluluğu hala düşündükçe gülümseme otururdu yüzüne. Sonra dinleyenlere sıradan gelen ama sadece onlara anlamlı gelen karşılıklı şarkılar göndermeleri, kaybettikleri zamanı telafi edercesine yapılan uzun telefon konuşmaları… yeniden gençliklerine dönmüşlerdi. Geride bıraktıkları yaşamlarında bitmiş evlilikleri, yıllarca içlerinde biriken sevdaları, özlemleri…konuşulacak ne çok şey vardı meğer… Sonrasında hayatın sorumlulukları…gereksiz alınganlıklar…söylenen yalanlar…ve araya giren yollar…işler…hayat…ve yeniden kaybediş. Hep bir umut vardı aslında içinde; onsuz hayat düşünemeyen, hep onu isteyen, bekleyen adam gitmiş olamazdı. O kadar büyük bir yalan söylemezdi, illa ki gelirdi az naz yapıyordu sadece…öyle olmalıydı... en azından o öyle beklemişti. Sonra o fotoğrafı gördü. Yok, kesin kötü bir şakaydı. Sadece naz yapmış olması, yaptığı nazı görmesi, gelmesi, yine ona dönmesi gerekiyordu. Ama hayır…gitmişti…artık başkasının gözlerine bakıyordu, bakacaktı. Sonra…sonra acılarını sardı, yoluna devam etti. "Zaten olmazdı, zaten öyle yapan birisi ile olamazdı ki…" dedi ve yaşamaya başladı. Ta ki çocuğu olduğunu görünceye kadar unuttuğu yalanı ile yaşadı. Ama o çocuk…içinin cız edip, son umudun kırılışının kulakları sağır eden sesi…Meğer içindeki umut bir yerde saklanıyormuş, bir belkiye sığınıyormuş. 

    Sonra yine avuttu kendini kendince. Yeni insanlar girdi hayatına, ilişkileri oldu. Ama bir gün dinlediği bir şarkı aldı onu taa geçmişe savurdu. Eski güzel anılara, yaşanılan tatlı heyecanlara… Ve acı gerçek ile yüzleşti. Bu zamana kadar hiç kimseyi onun kadar sevmemişti…her şarkıda hala onu hatırlıyordu…Birbirleri için dinledikleri şarkılar hala onu getiriyordu aklına. Başka şarkıları da olmuştu başka insanlarla ama şimdi o şarkılar sıradanlaşırken bu şarkılar aynı hatta daha da etkili duruyordu karşısında. Her dinleyişi ızdırap veriyordu, uzaklara dalıyordu. Görenler içindeki yası görmeyip sadece melankolik hüzne eşlik ediyordu. Kimseler bilmiyordu, saklısıydı, gizlisiydi…öyle ki kendisinden bile gizlediğiydi. Ve evet biliyordu ki ne birisi onu öyle sevecekti…ne de o başkasını aynı sevgiyi duyacaktı. Sevecekti elbet ama öylesi olmayacaktı sevgisi, hiçbir zaman… Ve bunu bu kez O’ da bilmeyecekti.

 

3 Mayıs 2021 / 04:10


Ve şimdi...

sevgiler değişir, dönüşür... 2021/Ekim



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MİS KOKULU ESKİLER

  Gözünü açtığında ofisteki kanepede uzanıyordu. Başında çalışma arkadaşı endişeli gözlerle ona bakıyordu. Dirseklerinin üzerinde doğrulmaya...