Yorgundu...
ürkekti... vazgeçesi çoktu ama aslında yoktu da... karmaşıktı... yalnızdı,
kalabalıklar arasında yalnız. Karşıdan bakıldığında sıkılması, mutsuz olması
anlamsızdı. Mutsuz da değildi ama yorgundu. Başladığı her şeyde ürkeklik vardı.
Yaşadığı her sevinç yorgunluğunun altında eziliyordu. ya bu sevinci de
yorgunluğa dönüşürse idi... Acaba gerçekten yaşamalı mıydı? Aslında basit olan
her şey ona ağır geliyordu. Öyle zamanlar oluyordu ki kolunu kaldıracak takati
olmuyordu ama bırak kolunu kaldırmayı resmen koşması gerekiyordu. Yıllar içinde
aldığı sorumluluklar birikmişti ve eziyordu onu. Herkese yetmeye çalışan kalbi
kendine yetemiyordu. En mutlu olduğu zamanlarda bile mutlu olamıyordu. Kendine
nazar etmekten korkuyordu. Zamanında aldığı kararlar bazen bir kitap satırında
sorgulatıyordu kendini kendine. Bırakıveremiyordu kendini akışa... üstelik en
çok da akışa bırak kendini dediği halde etrafına...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder