Hayatta
bazı şeyleri anlamak için aşılması
gereken engeller, sınavlar vardır. Bazen en acımasız insanın içinde aslında
kendimizden bile daha iyi bir insan olduğunu fark ederiz. İnsanları o anlarına
göre değil yaşadıkları olaylara göre değerlendirmek gerek. Bunu hep herkes
söyler ama insan olmanın bir zaafı olarak uygulayabilen sayılı insan çıkar.
Kendimizden bile iyi dedim çünkü kabul etmeliyiz ki içimizde bazen bizi bile
şaşırtan bir kötülük yatar. Bir insan düşünün acımasız, merhametsiz, tahammülsüz...
hemen yaftayı yapıştırırız beş para etmez, serseri... ama gün gelip de o
kişinin o hale o zamana gelinceye kadar aştığı engelleri, geçtiği yolları
öğreniriz. İşte o zaman o kişinin az bile yaptığını düşünürüz. Bir insanın
babasız yada annesiz büyümesi, hayatta bir dalının eksik hatta dalsız
tutanaksız kalması ne acıdır. Yapayalnız... özlem dolu... sevgiye muhtaç... bu
eksiklik an gelir insanı öldüresiye yok eder. Dayanacak dalın, danışacak
insanın yoktur... doğru yada yanlış yol gösteren yoktur. Bu eksiklik insanı
hırçın yapar... asi yapar... huysuz yapar... o eksiklik günden güne, yıldan
yıldan yıla büyür, büyür, büyür... kocaman olur... içinde kaybolursun. Hasbel
kader karşına eksini yamayacak biri denk gelirse ne mutlu... yamayacak diyorum
çünkü o eksik ne yaparsan yap, kanatsız melek de gelse hayatına dolmaz asla... doldu
sanırsın, hah! tamam artık bütünüm dersin ama en ufak bir rüzgar da üstündeki
kabuk aralanır ve inceden inceye bir sızı seni yok eder... her zaman söylenen
sözler akla gelir... ”geçer” dediğin hiç bir şeyin geçmediğini görürsün... giden
zamanın geri gelmeyeceğini... yaşanacakların zamanında yaşanmamasının acısını
yine yeniden farkedersin. Yükün hafifledi derken aslında bin kat daha artar ve
sen bu kez daha güçlü ayağa kalkmak zorunda olduğunu bilirsin. İşte bu anlarda
o eksikleri yamayacak kişiler varsa etrafında ne mutlu... çünkü onlar sana bir
omuz atar ve ayağa kalkman kolaylaşır. Ama unutmaman gerekir ki... her ne kadar
hayatımızda vefalı ve sadık insanlar
olursa olsun, her zaman yalnızızdır. Dilimizde hep o söz... yürüdüğümüz yollar
değişir ama değişmeyen tek şey yükümüz ve yalnızlığımızdır. İşte bu yüzdendir
ki ortalık yerde söylediğimiz o beylik sözü söylediğimiz gibi uygulamalı,
karşımıza çıkan insanları her yönden düşünüp, değerlendirmeli ve “kim bilir
neler yaşadı da böyle oldu” düşüncesini bizzat uygulamalıyız. İşte o zaman
ruhumuz yenilenir, etrafa bakışımız farklılaşır ve kaybettiğimiz huzuru
hissederiz... hatta buluruz bile....
09/03/2018/Cuma
saat 02:49
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder