19 Kasım 2021 Cuma

HÜZÜNSÜ

 


     Gecenin hüznü insana düşmeye görsün bir kez; yer, bitirir, bezdirir. Yaşamını sorgulamaya başlarsın. Aslında her şey normaldir. Sabah işe gidersin, akşam gelirsin, çocuğunla oyalanıp, uyutursun. Rutine binmiş gezmelerini yaparsın. Peki bu yılgınlık ve yalnızlık hissi neden bırakmaz, içine yerleşir insanın? Çırpındıkça batıyormuşsun hissi… Yaşam sevincini, enerjini baltalayan nedir peki? Yalnızlık… Kalabalıklar içinde yaşadığın yalnızlık! Bir çok sohbet, bir çok eğlence ama işte bu diyebileceğin bir şey yok. Hepsi bir yerinden yarım, eksik. Tamamlanamama hissi insanı yiyip bitirir. Tam bulmuşken kaybedilenler yada asla bulunmamış olanlar. Bir yanından vazgeçerek sürdürdüğün insan ilişkileri. İmkan olsa işe gitmesen, kimse ile konuşmasan, sadece ve sadece sen olsan. Delirme sınırında yalnız kalıp, özlesen, özlensen… ne güzel olurdu. En kötüsü de insanın kendisi ile savaşıp yine kendisine yenilmesidir. Yapmayacağım dediği şeyleri yapmasıdır. Yapmak zorunda kalmasıdır. Çıkışı bilip çıkışa gidememesi, gitmemesidir. Ve tüm bunlar insana hep gecenin hüznü çöktüğünde toplanır, gelir ve gecenin içinde kaybolup gidersin.

 

                                                                                                                                13/12/2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MİS KOKULU ESKİLER

  Gözünü açtığında ofisteki kanepede uzanıyordu. Başında çalışma arkadaşı endişeli gözlerle ona bakıyordu. Dirseklerinin üzerinde doğrulmaya...