Hayat bizim çözemediğimiz ve çözmeye vaktimizin yetmeyeceği bir bilmece, sarmal. Yaşamaya başladığımız andan beri bize bir şeyler öğreten, yollar çıkarıp yönümüzü bulmamız için sabırla bekleyen bir öğretmen. Önümüze sunduğu ip uçlarını bazen kitap, bazen film bazen de insan olarak karşımıza çıkarır. Bu ip uçlarını fark edip, hayatımıza kattığımızda da dönüşüm başlamış olur. Bir kitap okursunuz, arkasından başka bir kitap daha ve bir bakarsınız ki okuduğunuz kitaplar size kendi hayatınızı sorgulatmaya başlamış. Aslında hep bildiğiniz, farkında olduğunuz ama görmeyi ertelediğiniz şeyleri gözünüze sokmaya başlamış. Durup düşündüğünüz de önce bir minik bir affalma yaşarsınız. Sonrasında da "neden olmasın?", "neden olamasın ki?" dersiniz. Kendi seçtiğinizi düşündüğünüz kitapları sırayla, hayatın sizin için döşediği yolların taşı olduğunu bilmeden okumaya devam edersiniz. Her kitap ile kendinize gelirsiniz. Düşünürsünüz. Yaşantınızı ve dünyaya bakışınızı yeniden değerlendirmeye başlarsınız. Okuduğunuz kitapların verdiği ortak dersin "sen değişirsen dünya değişir" mottosunu "neden ben de yapamayayım ki?" diyerek uygulamaya karar verirsiniz. Önce karar verirsiniz zira ki değişim kolay değildir. Öyle filmlerdeki gibi hadi olsun deyip birden aylar, yıllar geçiverip değişmiş halimiz gelmez. Kararı verdikten sonra hayatın döşediği taşlara basarak sunulduğunu bilmediğimiz yeni hayatımızın yollarında ilerlemeye devam ederiz. İnsan neyi düşünürse o hayatına gelir derler ya, çok doğrudur. Siz bu kararı verdikten sonra karşınıza bu kararınızı destekler nitelikte insanlar, olaylar çıkmaya başlar. Sohbetleriniz bu değişim çerçevesinde olan insanlarla çevrilmeye başlar. Tabi ki değişimin zorluğu burada da karşımıza çıkar. Öyle ki bazen bu bakış açısına karşı gelen hatta hafife alıp, dalga geçen, kızdıranlar da çıkar karşımıza. Ama yaşadığınız uyanış bu insanların da sizin için minik sınavlar olduğunu fark etmenizi sağlar. Yaşantınızdaki bu yeni adımlar sayesinde kazandığınız hayat mottosu sizi dinginliğe, sakinliğe götürür. Çünkü artık kendinizi keşfetmiş dolayısıyla insanları da anlamaya başlamışsınızdır. Enerjinizi tüketecek yapıda olanlara sınır çizmeyi öğrenmişsinizdir (en azından öğrenmeye başlamışsınızdır).Kişinin kendisinde bilerek yaşamaya başladığı değişim bambaşkadır. Öyle ki değiştikçe, evrildikçe daha fazlasını istemeye başlarsınız. Hayatınızı güzelleştirecek yenilikleri keşfedip, yepyeni tecrübelere yelken açarsınız. Farklı deneyimleri deneyimleyip farkındalığınızı arttırdıkça hep hayalini kurduğunuz huzur da kapıyı aralayıp, adımı atmaya başlar yaşamınıza. Huzurun yanında bir de bakmışsınız ki hayat kapınızdan yaşama sevinci, mutluluk, keyif de girmeye başlamış. İşte o andan itibaren de sizde ki bu değişimin, güzelleşmenin sadece size özel olmayıp, etrafınıza da yayılmasını arzulamaya başlarsınız. Anlattıkça siz daha bir doyuma ulaşıp, mutlu olursunuz. Anlattıkça anlattığınız insanlardan aldığınız tepkilerle kendinizi yenilemeye bir taş daha koyarsınız. Artık dönüşüm ile birlikte değişim, merak ve keyif de başlamıştır. Yepyeni size yeni bir alan yaratmak ve size iyi gelen insanlarla, olaylarla, tecrübelerle bu alanı doldurmak istersiniz. Öyle bir alandır ki bu doldukça çoğalan, çoğaldıkça enerjisi artan bir yerdir. Tek yapmamız gereken hayatın karşımıza çıkardığı ip uçlarını fark etmek ve yolumuza çıkan farkındalıkları görebilmek.
Not : Yazıda bahsi geçen kitapları merak edenlere;
Aeden - Azra Kohen
Limon Çiçeği Kokusu - Pınar Özen
Seyir - Piraye
Parfümün Dansı - Tom Robbins
Tibet' in Gençlik Pınarı 1-2 Cilt - Peter Kelder
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder