İnsan ömrü ne gariptir. Yaşadığı sürece nelerin olacağını bilemez insan, karşısına çıkan her şey ilktir. Aslında aynı şeyler de olsa ilktir. Çünkü karşılaşılan zamanlar farklıdır. İnsan her gün, her saat hatta her dakika büyür, yenilenir. Yaşamın her evresi kişiye bir şeyler ekler. Bakış açısı değişkendir. Bazen boşluğa dalıp gittiğinizde aklınızdan geçen şeyler gerçekteki kişiliğinizdir. İnsan kendisine bile yalan söyler devamlı ve bunun farkına bile varmaz. Etrafına baktığında yanında olan insanların arasında kendini hem yalnız hisseder hem de kalabalık. Öyle anlar gelir ki her zaman olduğu o yer bile yabancı ve boş gelir insana. Ve kendi kendine sorar “ne yapıyorum ben burada?” Hiç gecenin karanlığında oturup camdan baktınız mı? Ne çok şey oluyor dışarıda. Gelip geçen bir sürü araba ve içlerindeki insanlar. Nereye gidiyorlar acaba? Hayat onlara neler hazırladı, neyle karşılaşacaklar? Kim bilir nerede karşımıza çıkacaklar? Mutlaka karşılaşacağız birbirimizle ama ne onlar arabadaki olduğunu ne de biz camdan bakan olduğunu bilmeyeceğiz. Dünya ne kadar küçük aslında. Mutlaka yollar kesişiyor. Bazen garip bir tesadüf bazen de günlük olaylar. Yaşamın koşuşturmacasında tükeniyoruz. Ne için kim için belli değil! Gelecek için yaşıyoruz ama anı kaçırıyoruz. Eski dostları, arkadaşları anıyoruz ama aramıyoruz. Ve hepsini de gelecek ve yaşam için diyoruz. Aslında küçük bir tebessüm bile yetiyor iletişim için ama yaşam kavgası dediğimiz şeyde tebessümler bile unutuluyor. Oysa gazete aldığınız büfedeki adama “günaydın” demekle hiçbir şey kaybedilmiyor. Ama nedense bunu bile yapmaya üşeniyoruz ya da önemsemiyoruz. Oysa ki şairin de dediği gibi “hayat kısa, kuşlar uçuyor.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder