15 Mart 2022 Salı

SAYGI, ÖNCE SAYGI

     Saygı, hepimizin dilinde, önceliğinde olan içi dolu ama boş kullandığımız kelime. Kime sorsan "aa... saygı önemli",  "nee... saygısızlık mı, asla tahammül edemem" tarzı cümleler dökülür ağızlarından. Ama kime baksan saygısızlık diz boyudur aslında. İnsanların aklına saygısızlık denildiğinde önce çocukluktan öğretilen klişe hareketler gelir. Büyüklerin yanında çocuklar konuşmaz, toplu taşımada büyüklere yer verilir vb gibi. Ama aslında öncelikle kişiye saygı gelmelidir. Zira kişiye hatta daha da açıp anlamı canlıya saygı öğrenilmeli, öğretilmelidir. Gerek toplumsal gerek bireysel ilişkiler de yapılan hata bu aslında, saygıyı göz ardı etmek. Sevgi ile saygı dengede olmalı hatta bence saygı az daha fazla olsa da olur. Ben hep derim "insan saydığını sever ama sevdiğini saymaz" diye. Saygı duymadan sevdiğinde bilinç altında oluşan düşünce "seviyorum, o da biliyor, o zaman beni anlar" , yanlış. Bu sadece ikili ilişkiler için geçerli değil. Karşı cinsle olan sevgide, dostluklarda, doğaya, hayvanlara olan sevgide, evlat sevgisinde kısaca aklınıza gelen sevginin geçtiği her yerde bu böyledir. Bir düşünün ama dürüst olun; sevdiğiniz eşya ve canlılara (insanlar da dahil) nasıl davranıyorsunuz? En çok ertelediğiniz, geri plana attığınız onlar değil mi? Çocuklarımızı çok severiz ama günlük hayatın içinde onların varlığına saygı duymadığımız için öteleriz ilişkimizi, anlattıklarını dikkatsizce dinleriz. Çünkü o çocuktur, seviyoruzdur da... daha ne olsun ki. Ama unuttuğumuz bir konu var ki o da bir birey. Sevgi kadar saygı duyulmaya da ihtiyacı var, ki kendine olan öz güveni olsun. Önce ailesi tarafından sayılmalı ki diğer ilişkilerinde de sayılmadığında, ötelendiğinde ne yapacağını bilsin. İkili ilişkilerde de aynıdır bu olay. Evimizde, sokakta beslediğimiz hayvanlarda da böyledir. Sevmemiz, doyurmamız yeterlidir. Unuttuğumuz bir şey vardır ki onların da yaşam alanlarının olabileceği ve bu yaşam alanlarına saygı duymamız gerektiği. Sokaklarda sadece bizler gezmiyoruz ki, değil mi? Son dönemde öldürülen sokak canlarına kıyan insanlar var. Çoğu insan dile getirmese de hayvanları suçluyor. Ama asıl suçlu gerçekten onlar mı? Onların da hakkı olan yaşam alanlarını saygısızca ve düşüncesizce gasp eden biz insanların hiç mi suçu yok. "Ama saldırıyorlar" tabi ki saldıracaklar, sanki siz size vurana, eziyet edene tepki göstermiyor musunuz? Onların dili olmadığına göre ellerindeki tek şeyle savunacaklar kendilerini. Yaşam hakkına saygı önemli, ki zaten onu öğrensek hayat daha yaşanılır olur. Şiddete uğrayan kadınlar, kızlar, erkekler... Onlarında saygı görmeye, dinlenmeye hakkı yok mu? Başkalarının hayatına saygı duymayı öğrensek, önemsesek, dikkate alsak bunca şiddet ve kıyım gerçekleşmezdi belki de. Sevginin yanında saygıyı da katsak, zaman ayırmayıp zaman yaratsak ilişkiler de, evlilikler de daha uzun süreli olurdu. Hepimizin eski zamanları yad ederken söylediği "eskiden her şey başkaydı" cümlesini etraflıca düşündüğümüzde aslında eskinin yeniden tek farkının saygı duymak, dikkate almak ve dinlemek olduğunu görürüz. Dinledikleri için anlıyorlardı. Anladıkları için dikkate alıyorlardı. Dikkate aldıkları için düşünüp, tartıyorlardı. Saygı duydukları için de söz bitinceye kadar sabrediyorlardı. Böylece iletişim daha etkili oluyordu. Birlik, beraberlik ve düzen böyle sağlanıyordu. Kimse ben hep haklıyım demiyordu, sen de haklı olabilirsin diyordu. Öyle ki eskiden yapılan savaşlarda bile saygının olduğunu tarih kitaplarında okuduğumuz savaş hikayelerinde görebiliyoruz. 

    Velhasıl önce saygıyı yeniden öğrenmeli, hayatımıza sokmalı, uygulamalıyız. Saydığımız sürece sevgimiz de artacaktır, göreceksiniz. Önce kendimizden, kendi hayatımızdan başlamalıyız. Yılmadan, sabırla uğraşmalıyız. Ne dersiniz, var mısınız ?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MİS KOKULU ESKİLER

  Gözünü açtığında ofisteki kanepede uzanıyordu. Başında çalışma arkadaşı endişeli gözlerle ona bakıyordu. Dirseklerinin üzerinde doğrulmaya...