6 Ocak 2025 Pazartesi

SIZI

 

Evden çıkıp okula gittiğimde benim için sıradan günlerden farkı yoktu. Okul binasına girdiğimde öğrencilerle şakalaşıp odama gittim. Birinci sınıfların dersine girmek için amfiye girdiğimde hala her şey normaldi. Ta ki o bir çift bal rengi gözü görünceye kadar. Bakışlarındaki istekle karışık hayranlık beni etkisi altına aldı. Ders boyunca dikkat çekmeden her hareketini izledim. Kendimi gençliğe dönmüş gibi heyecanlanırken buldum. Ne vardı bu kızda çözemiyordum. Birkaç hafta sonra odama geldi. Dersle ilgili birkaç soru sordu. Sohbetindeki, sorularındaki çekingenlik beni içten içe güldürdü. Sonraları ya o bir bahane bulup geliyordu ya da ben ve biz bir şekilde buluşuyorduk. Sohbetlerimiz derslerden farklı konulara kaydıkça birlikte daha çok vakit geçirir olduk. Evliydim. Harika giden bir aile hayatım vardı. Eşim ve kızım bir süreliğine şehir dışındaydı. Gençlik günlerimi, flörtöz zamanlarımı hatırladım. Bir süre vakit geçirip sonrasında da bitirirdim. Ne vardı ki bunda. Daha önce de böyle ufak kaçamaklarım olmuştu ve kolayca bitmişti. Bu da diğerleri gibiydi ama yanılmışım. Onun bana aşık olması ve benim de ona bağlanacak olmam hesaplarımda yoktu hiç, bilemedim. Birlikte geçirdiğimiz zamanlarda saatler akıp gidiyor, akşamdan sabahın nasıl olduğunu anlamıyorduk. Çoğunlukla onun evinde buluşuyorduk. Birlikte film izleyip, bol bol konuşuyor, gülüşüyorduk. Aylar geçmişti. Ayrı kaldığımda özler olmuştum. Onun dünyası bendim, farkındaydım. O bilmese de benim hayatımda da onun yeri farklıydı. Bal rengi gözleri mi, güler gibi konuşması mı yoksa mimikleri miydi beni etkileyen bilemedim. Belki de gençliğiydi. O hafta sonu eşim ve kızım dönüyordu. İlk kez ayrı kalacaktık. Beni aramamasını sağlayacak bir bahane bulmuştum. Her şey planladığım gibiydi. O gün yakındaki sahil kasabasına gittik ailecek. Gayet neşeliydik. Ta ki kızım seslendiğinde ve ben kızıma dönüp elimi kaldırdığımda onu görünceye kadar. Kısa bir şok yaşadım ama gördüğümü belli etmeden yeniden eşime döndüm. Neden bu kadar etkilendiğimi çözememiştim onu görünce. Zaten az zaman sonra bitirecektim. Normal, okulda tanışan iki kişi olacaktık. Okula döndüğümde derste yoktu. Ders arasında arkadaşlarının ağzını aradım, hasta olduğunu söylediler. Telefon ettim, açmadı. Mesaj yazdım, görmedi. Günlerce denedim ona ulaşmayı ama her seferinde sessizlik ile karşılaştım. Bir yandan istediğim buydu, bitti desem de içimde bir yerlerde eksikliğini hissediyordum. Unuttuğum, alışık olmadığım bir histi. En azından eşim dışında başka bir kadına bunları hissetmek, şaşırtıcıydı. Haftalar sonra okuldan ayrıldığını, başka bir okula nakil olduğunu öğrendim. Bana bu kadar bağlanmış olabileceğini hayal bile etmezdim. Evet aşıktı ama aşk bu, gelir geçerdi. Meğer onunkisi gerçek aşkmış, göremedim. Sonraki günlerde sınıfa ne zaman girsem gözlerim onu aradı. Zamanla hayatın akışında unuttuğumu sandım. Haftalar sonra evinin önünden geçtiğimde hala aklımda olduğunu fark ettim. Eşim durgunlaştığımı söylüyordu. Hep inkar ediyordum. Ama o gün evinin olduğu yerden geçince eşimin haklı olduğunu, eski neşemin nereye saklandığını keşfettim. Tahminimden çok hayatımdaymış meğer. Onca zaman sadece kendimi kandırmışım. İnsan yeniden aşık olabiliyormuş, hem de evliyken. Birden aklıma geldi ebn bu haldeysem kim bilir o nasıldır diye. Ertesi gün hangi okula gittiğini araştırdım ve öğrendim. Okuldaki boş günümde atladım arabama ve onun okuluna gittim. Bahçeye girdiğimde öğle arasıydı ve herkes bahçedeydi. Gözlerimle etrafı incelerken onu gördüm. Bir bankta oturmuş kitabını okuyordu. Uzun uzun izledim onu. Sonraki günlerde fırsat buldukça uzaktan da olsa görmeye gittim. Aylarca izledim onu. Konuştuğu arkadaşlarını, gülüşünü, her hareketini. Bir gün yine onu görmeye gittiğimde yanına gelen bir genci fark ettim. Daha önce hiç görmemiştim bu çocuğu. Arkasından sarıldı ve boynuna bir öpücük kondurdu. Benim öptüğüm, kokladığım o güzel boynuna. Sonra gence dönüp, bal rengi gözleriyle bakıp, onu öptüğünü gördüm. O an zaman durdu. Unutmuştu beni. Başkası vardı hayatında. Ben hala onu düşünüp, isterken o beni unutmuştu. Sarılarak bahçeden çıktıklarını gördüm. Kendime gelip, oradan ayrılmam epey zamanımı aldı. Yıkılmıştım. Bir daha gidemedim görmeye onu. Ara ara aklıma gelse de, gördüğüm sahne beni uzak tuttu. Ta ki yıllar sonra bir konferansta onu görünceye kadar. Saçlarını kısaltmış, daha bir olgunlaşmıştı. Kariyerinde ilerlemiş, hayallerini gerçekleştirmişti. Konferans bitiminde verilen kokteylde etrafında bir çok insan olduğundan yanına gidemedim. Bir ara yalnız kaldığını görünce tüm cesaretimi toplayıp yanına gittim ve “merhaba” dedim. Başını çevirdiğinde bal rengi gözlerinde şaşkınlık vardı. Hemen toparladı kendisini ve “merhaba, nasılsın” dedi. Klasik, uzak bir hal hatır sohbeti yaptık. Sohbet boyunca kendisine olan güveni hem şaşırttı hem de mutlu etti beni. Yanımıza insanlar gelince sohbet genele dağıldı. Vedalaşmak için elimi uzattığımda bir an elim havada kalacak sandım ama kalmadı. Tüm içtenliği ile tokalaştı ve veda etti. Seni unutmadım, hep bekledim demeyi çok istedim ama yapamadım. Kokteylden çıkarken arkama baktığımda çoktan derin bir sohbete daldığını gördüm. İçimden vedalaştım onunla. Elinin sıcaklığı ile gözlerimi kapayıp, eski günlere gittim. Halbuki ne çok isterdim senden sonra hep eksik kaldım, gülüşlerim yarım, anlamsız oldu demeyi. Ne çok isterdim tüm yıllar boyunca bal rengi gözlerinle uykuya daldım demeyi. Ama diyemedim. Arabama bindim ve onsuz hayatıma doğru yol aldım.

MİS KOKULU ESKİLER

  Gözünü açtığında ofisteki kanepede uzanıyordu. Başında çalışma arkadaşı endişeli gözlerle ona bakıyordu. Dirseklerinin üzerinde doğrulmaya...