Sevmek, kısa ama uzun bir kelime. Bin bir çeşidi vardır ama hep aşk denilen duygu ile karıştırılır. Ve sadece karşı cinse duyulan bir duyguya dönüşür. Oysa ki sevmek çok geniş, büyüktür. Sevmek; sevgi, özlem, pişmanlık, tutku hatta hüznü kapsar. Sevdiğimiz her şeyde aslında biz varızdır ama severken bunu düşünmeyiz. Zaten sorgulamayız da severken sevgimizi. Kendiliğinden bilinmez bir yakınlıkla başlar sevmek, sonrasında da katmanları oluşur. Yıllar geçtikçe daha da tatlanır şarap misali. Sevdiğimiz her şeyde kendimizi tamamlarız. Bir kediyi severken, bir çocuğu severken, gökyüzüne bakarken, şehirde dolaşırken, dost sohbetlerinde, sevgilimizleyken her birinde biz varızdır. Sıkılmadığın, keyif aldığın her sevgide sevmek büyür, kocaman olur. Ancak sevmek bazen süreli bazen de süresizdir. Süreli olanlar değişim geçirdikçe bizden gider. Her değişim bir şey katar hayatımıza ve sevmelerimizde bu döngüde payını alır. Süresiz olan sevgiler ise asıl çekirdekte olan bizizdir. Hayat ve kendimiz değişsek de bazı şeyler kalır bizde, bizi biz yapanlar. Ve sevmelerimizle sevdiklerimizle tamamlanırız her daim.