İnsan beyni kutulardan oluşur, her bir hatıranın, olayın, mutluluğun ve hüznün saklandığı kutular yığınıdır. Kendiliğinden istiflenen kutuların içindekilerinin ne zaman döküleceği tam bir bilinmezdir. Bazen tam zamanında bazen de olmayan bir anda dökülüverir içindekiler. Bu dökülüş insanı ara sıra üzse de aslında farkında olmadığı bir rahatlama da sağlar. Ve bu dökülüşlerde aslında bir gerçeği de yeniden anlar; kişilerin hayatımızda bir kalma süreleri vardır. Öyle ki anlamadan bu süre doluverir ve biz düne kadar “olsa da anlatsam “dediğimiz şeyleri artık o kişilere anlatmayı istemez, içimizden gelmez hale gelişini izleriz. Süresi dolan insanlar hayatımızdan çıkmaz sadece kafamızdaki kutuların içindeki yerleri değişir ve gerideki kutulara transfer olurlar. Her zaman hayatımızda olacaktırlar ama artık daha sade sohbetlere eşlik edeceklerdir. İşin garip yanı aslında bu süre dolumu karşılıklıdır. Zira bizimde onlardaki süremiz dolduğundan aranmaz, sorulmaz oluruz. Başlarda kabullenmemiz zor olur ama sonradan fark ederiz ki aslında bizler de aynısını onlara yapıyoruzdur. Aydınlanma yaşar misali yeni sulara yelken açmamız gerektiğini görürüz. Çünkü insan gelişir, değişir. Bu değişim fikirlerine olduğu kadar hayata ve etrafındaki arkadaşlara, insanlara da yansır. Hani bir yemeği devamlı yeriz ve doygunluğa ulaşıp artık eski lezzeti alamayız ya işte öyledir insanlarla ilişkilerimizde. Bir zaman sonra özleyip yeniden dönsek de sadece eskinin hatırası ile anda yaşarız zevkini ama andan çıkıldığında ne o keyif, ne de zevk hatırımızda kalır. Bu değişime direnmek yerine kabullenmeyi seçenler hayattaki mutluluğu yakalayanlar, bir şekilde direnenler ise mutluluğu hala (gözlerinin önünde olsa dahi) bulamamaktan yakınanlardır. “Asla asla deme” sözü aslında yaşandığında fark edilir ve gizli bir tebessüm ile beynimizde kabule geçer. Ara sıra temizlik yapıp kutulara bakıp aralarında devşirme yapmak gerek. Bunları yaparken de yaşadığımız mutlulukları ve hüzünleri yeniden yaşayıp hayatımıza etkilerini görüp yeniden hayattaki yönümüzü belirlemeliyiz. Değişimi kabul ettiğimizde karşımıza çıkan güzelliklerin daha bir tadına varıp, aradığımız mutluluğu da fark etmiş oluruz ki bu her şeye değer.